KÜLTÜR VE TURİZM

 

Kuruluş tarihi M.Ö.2000 yılına değin uzanan Tire Güme dağları eteklerinde doğu-batı doğrultulu olarak kurulmuştur.

Tarihi belgelerde Thira, Thyera, Tyrha, Apaterie ve teira olarakta geçen Tire ismi Hatti-Luvi dil ailesinden gelmekte olup kale, hisar anlamlarını ihtiva etmektedir. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans devletlerine ev sahipliği yapmış olan Tire’de 13.yy’da Aydınoğulları Beyliğiyle birlikte Türk egemenliği başlamıştır. Bu egemenlik 1426 yılında Osmanlı devletiyle devam etmiş olup günümüze dek gelmiştir.

Romalılar döneminde önemli bir yerleşim merkezi olan Tire Efes’teki Artemis Tapınağının Tire’nin batı köylerini de içine alarak Boz Dağlara değin uzanması Tire’ye de bir kutsallık katmıştır. Tire’nin birçok köyünde bu döneme ait eserleri görmek mümkündür.

Türk egemenliğinin başladığı Aydınoğulları Beyliğinin baş kentliğini yapmış olan Tire  Osmanlılar devrinde de göz ardı edilmeyip buraya hep önemli ve güçlü yöneticiler atanmıştır.

1919 yılında Yunan İşgaline maruz kalan Tire 3 yıl boyunca işgal altında kaldıktan sonra 4 eylül 1922 tarihinde işgal kuvvetlerinin kentten atılmasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur.

Günümüzde Tire ve çevresinde Roma, Bizans, Beylik ve Osmanlılar dönemine ait pek çok taşınır ve taşınmaz kültür varlığı bulunmakta olup tarih bakımından zengin bir yerleşim yeridir.

 

NERELERE GİDİLİR

LÜTFÜ PAŞA CAMİİ: 16. yy başlarında Yavuz Sultan Selim’in damadı Lütfü Paşa tarafından yaptırılmış olup H.950(1543) tarihli vakfiyesi vardır. Harim kısmı plan olarak kare gövdeli olup sekizgen kasnağın üzerine oturan kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yeri önde altı, yanlarda birer tane olmak üzere sekiz sütun tarafından desteklenen sivri kemerler tarafından beş bölüme ayrılmıştır .

 

  

 

YAHŞİ BEY CAMİİ:  Bu yapı II. Murat’ın kumandanlarından Halil Yahşi Bey tarafından H.845 (1441) tarihinde yaptırılmıştır. H.845 tarihli vakfiyesi mevcuttur. Zaviye planı özelliği gösteren yapı bir dönem müze olarak da kullanılmıştır. İlk yarım kubbe denemelerinin yapıldığı eser olması bakımından çok önemlidir.

 

 

 

İBNİ MELEK TÜRBESİ: Üstü açık bir türbedir. Demir parmaklıklarla kapatılmış iki sivri kemerli, tamamıyla mermer kaplıdır. Türbe içinde dört yatır vardır. Yatırlar ünlü tefsirci İbni Melek takma adlı İzzettin Ferişte, Mevlana Hüsamettin, İbni Melek oğlu Mehmet Efendi ve Evliya Ali Efendi’ye aittir. Türbe tamamen yenilenmiş olup eski halinden hiçbir eser kalmamıştır. Süleyman Şah Türbesiyle aynı bahçe içerisinde yer alır.

 

 

BAKIRHAN (KURŞUNLU HANI: Zemin + 1 kattan oluşan yapı H.926(1520) tarihinde Lütfi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Atatürk Caddesi yapılırken hanın batı cephesi yıkılmıştır. Üç cepheli olan handa tonoz örtülü odalar, önünde çapraz tonoz örtülü revak kısmı yer almaktadır. Giriş dehlizi tonozlu olan handa yer alan şadırvan da günümüze ulaşamamıştır. Bakırhan’ın kalan kısımları 1977 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ettirilmiştir.

 

 

TAHTAKALE HAMAMI: Halil Yahşi Bey tarafından H.845(1441) tarihinde yaptırılmıştır. Tahtakale Meydanında yer alır. Tire hamamları içinde çevresinde çarşı oluşturulan tek hamamdır.

 

 

 

 
YAVUKLUOĞLU MEDRESESİ: Medrese; cami, imaret, rasathaneden oluşan büyük bir külliye içerisinde yer alır. Yavukluoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan medrese cami ile ortak avluyu kullanmaktadır. Külliyenin güney tarafında cami, kuzey tarafında rasathane doğu ve batı taraflarında ise medrese odaları yer alır.
 

 

 

 
NECİP PAŞA KÜTÜPHANESİ:
Kare planlı olan yapının üstü sekizgen kasnak üzerine kubbe ile örtülüdür. Yapının iç bölümünde sekizgen gövdeli piramidal çatılı bir bölüm yapılmıştır. Bu bölümde kıymetli el yazmaları saklanmaktadır. Ön cephede düz ahşap tavan üzeri eğimli çatılı revak kısmı vardır. Ancak günümüzde bu revak kısmı camekânla kapatılarak okuma salonu yapılmıştır. Yarım daire şeklinde mermer basamaklı merdiven ile bahçeden revak kısmına çıkılır. Kütüphanede bulunan toplam kitap adedi  11456’dır. Bunların 2283 adedi Osmanlı Dönemine ait eser olup, 1147 adedi el yazma, 1136 adedi diğer basma eserlerden oluşmaktadır. Geri kalan 9173 adet kitap Cumhuriyet döneminde basılan eserlerdir.
 

GÜLCÜOĞLU KONAKLARI: Yapı bodrum+zemin+bir katıdır. Taş yığılma tekniğiyle yapılmıştır. 20yy başlarında yanan bina 1927 yılında tekrar yapılmıştır. Üzeri kırma çatı örtülüdür. Ahşap cumbalı bahçeli bir yapıdır. Cumbalardan birisi giriş kapısı üzerinde diğeri ise yan taraftaki duvarda yer alır. Cumbalar demir konsollarla taşınır.  Yapı içedönük bir yaşam tarzının tezahürü olarak iç sofalıdır. Dışa açılım pencereler ve cumbalarla yapılmıştır. Yapının içerisi çok özellikli değildir. İç cephede daha çok ahşap malzemenin kullanıldığı görülür. Yapının dış cephesi hareketli ve gösterişlidir. Giriş altı basamaklı merdivenden sonra basık kemerli çift kanatlı demir kapıdan sağlanır. Yapının pencereleri basık kemerli olup alt kattakiler demir parmaklıklı ve kepenklidir. Yapıya direk dışarıdan girilir. Bahçesi arka taraftadırYapı günümüzde butik otel olarak kullanılmaktadır.

DERE KAHVE: Bir hafta sonu ailenizle birlikte keyifli bir gün geçirmek istediğinizde açık hava, su kenarında bir yandan piknik yapıp diğer yandan kahvenizi yudumlayabileceğiniz güzel bir mekandır. Belediye tarafından restorasyonu yapılan ve işletmeye açılan mekanda tarihi bir mescit ve hemen altında yer alan ayazma ile kültürel bir mozaik oluşturmuştur. Tarihi ve doğal güzelliğiyle mutlaka gezilmesi gereken bir yerdir.

 

 
KAPLAN KÖYÜ: Tireye yaklaşık 4-5 km. mesafede yer alan köy temiz havası ve muhteşem manzarasıyla keyifli bir gün geçirebileceğiniz nadir yerlerden birisidir. Kestane ve defne ağaçlarıyla kaplı olan köy Tirenin içme suyu ihtiyacının çoğunu karşılamaktadır. Tirenin Geleneksel  yemeklerinin tadına bakabileceğiniz  pek çok restoranıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin gözdesi olmuştur.

 

 

 

AKÇAŞEHİR KÖYÜ DEĞİRMEN / ŞELALE: Doğayla iç içe olabileceğiniz, keyifle geleneksel Tire yemeklerinin tadına bakabileceğiniz mekanları bulunan güzel bir mesire alanıdır.

 

 

 

 

 
TOPTEPE: Yeşillikler içinde yemeğinizi yerken Tire, Ödemiş ve Bayındır ovalarını kuş bakışı görebileceğiniz  güzel bir yerdir.

 

 

 

  

CAMBAZLI KÖYÜ: Tireye yaklaşık 5km. mesafede Menderes ovasının yanında yer almaktadır. Zengin yemek kültürüyle Tirenin vazgeçilmez yerlerindendir.

 

 

 

 38
TİRE PAZARI: Salı günleri ilçenin neredeyse tüm ana sokaklarına kurulan Tire Pazarı yaklaşık 3,5 km’lik bir alana yayılmasıyla Türkiye’nin en büyük açık hava pazarlarından birisidir. Sabah duayla başlayan Pazar ilçeye çok sayıda ziyaretçi çekmektedir. Tirenin köylerinden ve yakın ilçelerden gelen üreticilerin kendi yetiştirdikleri meyve, sebze ve yeşilliklerin yanında  geleneksel el sanatları ürünleri de satılmaktadır. Tirede Cuma günleri de geleneksel olarak Cuma pazarı kurulur. Bu Pazar Salı pazarına göre daha küçük çapta olup yakın çevredeki köylerden gelen üreticiler mahsullerini satarlar.

 

 

 

EL SANATLARI

urgancılıkURGANCILIK: Tire'nin sembolü olup urgancılık deyince kenevirden üretilen kendir urgancılığı akla gelmektedir. Küçük Menderes Ovası’nın verimli topraklarında yüzyıllar boyunca bölgenin en kaliteli kendiri yetiştirilmiş ve beyazlığı ve sağlamlığı ile tüm yurtta ün kazanmıştır. Osmanlı Donanması'nın halatları da Tire'de dokunmaktaydı. Bu nedenle kent yüzyıllar boyu Kendir Vergisi'nden muaf tutulmuştur. Osmanlı döneminde binden fazla olan çark sayısı, 1951 yılında  kitaplarda 600 çark olarak geçmekte iken günümüze 50 çark kalmıştır.

 

 

 

 

  

KEÇECİLİK: El sanatları içinde  yorucu ve beceri isteyen bir sanat dalıdır. Koyun ve kuzu yününden yapılan keçelerde , egemen olan renkler kırmızı ve laciverttir. Koyunların ikinci kırkım ayı olan Ağustos kırkımından elde edilen yünler , keçe yapımı için en uygun yünlerdir.Tanınmış başlıca motifler: Kafes, Dama, Baklava, Göbek, Kertik, Gülbadem ve Keçiboynuzudur.              

 

 

  

 

NALINCILIK: Günümüz de Tire'ye gezmeye gelen  yabancıların, hediyelik eşya olarak seçtikleri  nalınlar  diğer el sanatları içinde farklı bir yoruma sahiptir. Nalınlar, Tire’de bir bakıma kültürel simge durumundadır. İster sade, ister telli veya sedefli olsun kadın erkek yüzyıllar boyu bir gereksinim aracı olarak kullanılmıştır. Anadolu’nun diğer kentlerinde nalınlar, ceviz ve gürgen gibi dayanıklı ağaçlardan yapıldığı halde Tire'de mevsimlerin yağışlı, kentin eğimli olması nedeniyle, ıslandığında etkilenmeyen, tabanın da pürüzler meydana getiren kavak ağacı kullanılır.   

BELEDİ DOKUMA: Dünyadaki jakarlı dokumanın atası   sayılan beledi, Tire’de 16.yy’dan bu yana üretilmektedir. 13 ayaklı olarak kurulan, çözgüleri bir hafta 10 günde hazırlanan Beledi Dokuma tüm gün çalışılarak en fazla üç metre dokunabiliyor. Bu yönüyle bir aile işidir ve ortaya çıktığından bu yana tezgâhlar hep evde kurulmuştur. En önemli özelliklerinden bir kumaşın iki yüzünün de dokunması ve çift taraflı kullanılabilmesidir. Diğer önemli özelliği ise; 60 c. Eninde dokuma tezgâhında kumaşın boyunun uzatılmasıyla sınırsız sayıda desen oluşturulabilmesidir.

 

 

 

NE YENİR

Zeytin yağlı yemeklerin ağırlıklı olarak yapıldığı Tirede yemek kültürü son derece zengindir. Verimli topraklara ve müsait bir iklime sahip olan Tirede bu sayede sofralarında çeşit çeşit yeşillik ve sebze görmek mümkündür. Bunun yanı sıra et yemekleri de meşhurdur.  Özellikle sabahın erken saatlerinde yenilen Tire Kuyu Tandırı (Tak Tak Kebabı) Tireye gelen misafirlerin mutlaka tatması gereken bir lezzettir.  Tireye uğrayanların tadına bakmadan gitmedikleri  Tereyağlı Tire Köfte Tire yemekleri içinde en çok bilinenidir. Düğün ziyafetlerinin vazgeçilmezlerinden biri olan Keşkeğin yanı sıra Kabak Çiçeği Dolması, Patlıcan Okması, Ekmek Dolması yemekleri yanında Ebegümeci, Turp Otu, Radika, Isırgan Otu ve Sarmaşık Kavurmaları gibi pek çok yemek çeşidi Tireye özgü tatlar arasında sayılabilir. Tüm bunların üstüne tuzsuz lor peyniri ve kara dut reçelinden yapılan hafif  tatlı  Tirenin vazgeçilmezleri arasında yerini alır.